You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

AÇIK LİSE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 5 KONU ÖZETLERİ

AÇIK LİSE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 5 KONU ÖZETLERİ

@Yonetim
AÇIK LİSE TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 5 KONU ÖZETLERİ
ÜNİTE 1 - GİRİŞ
1 KONU - Edebiyat Toplum İlişkisi Yazının daha icat edilmediği çağlarda insanlar mağara duvarlarına resimler çiziyordu. Bu resimler sayesinde birbirlerine haber veriyor ya da yaptıkları işler anlatıyorlardır. Bu bakımdan insanların hayatında güzel sanatlardan olan resmin önemli bir yeri vardır. Buna bağlı olarak edebiyat da insan hayatında önemli bir yer edinmiştir. Edebiyat sayesinde insanlar toplumdan ilham alarak topluma aktarır. Bir toplumun ruhu özgür oldukça, yaşanan çevre güzel oldukça, sanat da bu ortamdan esinlenir ve toplumun yarattığı edebi eserler de o kadar milli benlik içinde olur. Bu şekilde yaşamını sürdüren bir toplumda insan milli bilinç ile milletine ait değerleri sözlü ya da yazılı olarak dile getirir.

2 KONU - Batı Edebiyatı Akımları ve Sanatçıları Her edebi eser bir sanat anlayışıyla yazılır. Bu yüzden edebi eserler bir araya gelerek edebiyat ve sanat akımlarını meydana getirir. Batı ve Türk edebiyatında birçok akım gelişmiştir. Batı edebiyatındaki akımlar ve temsilcileri şöyledir:

Hümanizm
  • Dil, dini ırk ayrımı yapmadan insanları kardeş sayar.

  • İnsanı sevmek ve özgür kılmak esastır.

  • Antik Yunan ve Latin edebiyatı örnek alınır.

  • Dante, Montaigne, Boccacio temsilcileridir.

Klasisizm
  • Akıl ve sağ duyuya dayanır.

  • Ahlaki bir amaç güderek ahlaklı olma önemsenir.

  • Eserler, milli dille yazılır ancak seçkin ve soylu kişilerin dilleri kullanılır.

  • Yazarlar eserde kişiliğini gizler.

  • La Fontaine, Maliere, Descartes, Şinasi, Ahmet Vefik Paşa temsilcileridir.

Romantizm
  • Eserlerde toplum sorunları, günlük yaşam, milli tarih, halk masalları işlenir.

  • Sanat toplum içindir anlayışı vardır.

  • Hayal ve duyguya önem verilir.

  • Eserlerde kişilik gizlenmez.

  • En sık aşk, ölüm ve doğa konularına yer verilir.

  • Dilde ve anlatım şeklinde serbestlik vardır. Bu yüzden diller savruk ve kuralsızdır.

  • Victor Hugo, Puşkin, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahdülhak Hamit Tarhan temsilcileridir. 

Realizm
  • Gözleme ve çevre betimlemelerine dayanır.

  • Sanat sanat içindir anlayışı vardır.

  • Eserin güzelliği yanında bilimsel olması önemlidir.

  • Üslup sağlam, açık, anlaşılırdır. Söz sanatları kullanılmaz.

  • Eserlerde kişilik belli edilmez ve gerçekler olduğu gibi aktarılır.

  • Balzac, Stendhal, Dostoyevski, Tolstoy, Samipaşazade Sezai, Refik Halit Karay temsilcileridir.

Natüralizm
  • Realizmin ileri safhasıdır.

  • Fen bilimlerinde yer alan determinizm akımının edebiyata uyarlamasıdır.

  • Toplum büyük bir laboratuvar olarak görülür ve insanlar deneme ve inceleme konusudur, sanatçı ise bilgindir.

  • Olaylar tamamen nesneldir ve yazar kişiliğini katmaz.

  • Eserlerde doğal ve yalın bir dil vardır.

  • Emine Zola, Goncourt Kardeşler, John Steinbeck, Nabızade Nazım, Hüseyin Rahmi Gürpınar temsilcileridir.

Parnasizm
  • Şiirde gerçekçilik akımıdır. Yani realizmin şiirdeki halidir.

  • Şiirin objektif ve bilimsel olması gerektiğini savunurlar.

  • Şiirde şekil konusunda titizdirler. Şekli kusursuz olmasını isterler.

  • Şiiri bir kuyumcu gibi işlerler.

  • Dilin açık ve anlaşılır olmasına önem verirler.

  • Toplumsal sorunlardan uzak dururlar.

  • Gautier, Coppee, Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı, Cenap Şahabettin temsilcileridir.

Sembolizm
  • Eşya yerine, eşyanın insanda bıraktığı etkiyi dile getirirler.

  • Şiire en büyük katkının müzikten olduğunu düşünürler.

  • Klasik şekiller yerine serbet müstezat, sone, terza-rima gibi şekilleri kullanırlar.

  • Ruhla beden; görülen dünya ile görülmeyen dünya arasında denge, birlik, uyum olduğunu savunurlar.

  • Varlıkların renkli, ışıklı, akşam renklerini, şafaktaki pembeliği ele alırlar.

  • Verlaine, Paul Valery, Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim temsilcileridir.

Empresyonizm
  • Sanatta dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ya da bu izlere dayanarak sanat eseri meydana getirmeyi savunurlar.

  • Tabiatı gerçekte olduğu gibi, tüm ayrıntılarıyla almak yerine, elde edilen izlenimler ölçüsünde anlatırlar.

  • Dış dünyaya ilgisiz kalmayarak iç dünyalarını dile getirirler.

  • Verlaine, Rimbaud, Ahmet Haşim temsilcileridir.

Dadaizm
  • Devamlı şüphecidirler. Hiçbir şeyin doğruluğuna inanmazlar.

  • Sanatta dil, şekil, kafiye uyumuna önem vermezler. Onlara göre bu uyumdan uzaklaştıkça şiir değer kazanır.

  • Gülünçlüğü, kabalığı ön plana çıkarmışlardır.

  • Tzara, Louis Aragon temsilcileridir.

Ekspresyonizm
  • İnsanın iç dünyasından doğan duyguları anlatırlar.

  • Sanayi İnkılabının anlamsızlaştırdığı hayata karşı ruhun isyanıdır.

  • Franz Kafka, Eliot, James Joyce temsilcileridir.

Kübizm
  • Nesnelerin sadece görülen yanları değil, görünmeyen yanlarını da anlatmaya çalışırlar.

  • Şiirde şekil açısından her yeniliğe açıktırlar.

  • Dizeler düzenli kullanılmaz.

  • Noktalama işaretlerini kullanırlar.

  • Guillame, Max Jacop temsilcileridir.

Sürrealizm
  • Aklın kontrolünden kaçan şuur akışını, tesadüfe bağlı ruh durumunu, düzensiz hayalleri rüyaları sanata aktarmayı amaçlarlar.

  • Bilinçaltı, sanatın gerçek kaynağıdır.

  • Noktalama işaretlerini kullanırlar.

  • Andre Breton, Paul Eluard, Louis Aragon, Orhan Veli Kanık, Cemal Süreya, İlhan Berk temsilcileridir.

Fütürizm
  • Geçmişi ve alışkanlıkları terk ederek dinamik, hareketli hayatı yeni bir üslupla anlatmaya çalışırlar.

  • Şiirde ölçü ve kafiye kullanmazlar.

  • Basit cümlelerle anlatım yaparlar.

  • Dil bilgisi kurallarını dışlarlar.

  • Mayakovski, Nazım Hikmet temsilcileridir.

Egzistansiyalizm
  • Varlığın düşünceden çıkartılmasının zıtlık olduğunu savunurlar. Düşünce varoluştan önce gelir. Yani insan önce var olur sonra kendini tanımlar.

  • İnsanın kendini sorgulamasını amaçlar.

  • Akıma göre sanatçılar çağından sorumludur ve toplumsal sorunlara duyarlı olmalıdır.

  • Albert Camus, Andre Gide, Yusuf Atılgan temsilcileridir.

3 KONU - Türk Edebiyatı Akımları ve Sanatçıları
Türki Basit
  • Basit Türkçe ismi verilen akımın ilk örnekleri 1500’lü yıllarda Aydınlı Visali, Tatavlalı Mahremi ve Edirneli Nazmi tarafından verilir.

  • Divan şiirinde Türkçe kelimeler kullanmayı amaçlar.

  • Atasözlerin ve deyimlerin kullanılmasına önem verir.

  • Halk tabirleri ve mahalli söyleyiş şiire girer.

Mahallileşme
  • Biçimde yerlilik, dilde ve söyleyişte yabancı kelimelerden uzak durmak, Türkçeye yönelmek amaçlanır.

  • Halk edebiyatında yer alan aşık tarzı söyleyişler divan tarzıyla birleştirilir.

  • Atasözleri ve deyimler sıklıkla kullanılır.

  • Nedim, Necati temsilcileridir.

Sebkihindi
  • Şiirde anlam derinleşir ve kapalı hale gelir, açık söyleyişe yer verilmez.

  • Bilinmeyen mazmunlar kullanarak geniş bir hayal gücüyle eser verilir.

  • Fazla sözden kaçınılarak özlü anlatım tercih edilir.

  • Tabiat ve sosyal hayat yerine tasavvufa yönelme vardır.

  • Şeyh Galip, Neşati, Naili temsilcileridir.

Garip Akımı
  • Şiirde önceden belirlenen kalıplara ve kurallara karşı çıkılarak kuralsızlık kural edinilmiştir.

  • Halk deyişlerinden yararlanma ve halk diline yönelme vardır.

  • Yapmacık olmayan söyleyişle günlük yaşamdan insanlara yer verilir.

  • Ölçü, uyak ve dörtlük dikkate alınmadan şiir yazılır.

  • Orga Veli Kanım, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu temsilcileridir.

İkinci Yeni
  • İmge ve söz sanatlarına önem verilerek anlatımda kapalılık tercih edilmiştir.

  • Eşya ve insanı aşırı soyutlamayla anlatmışlardır.

  • Dadaizm, sürrealizm ve varoluşçuluk akımlarından etkilenmişlerdir.

  • Şiirde ahengi ölçü ve uyak yerine musiki ve anlatım zenginliğiyle sağlarlar.

  • Cemal Süreya, İlhan Berk, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan temsilcileridir.

4 KONU - YAZMA : Metnin Gözden Geçirilme Ölçütleri
  • Dil bilgisi, yazım ve noktalama

  • Açıklık, duruluk, akıcılık, yalınlık ve kelime tercihleri

  • Birim, paragraf, bölüm

  • Olay örgüsü

  • Anlam bağlantıları

  • Tutarlılık, denge ve akış

  • Metnin içeriği ve üslubu

  • Yazının okunaklılığı ve sayfa düzeni

ÜNİTE 2 - HİKAYE 
1 KONU - HİKAYE Cumhuriyet Döneminde Hikaye (1923- 1940)

Bu dönemde Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Gültekin gibi isimler hikaye yazarlarıdır. Bu yazarlar meslek sahibi kadınlar, modern hayatın yanlış anlaşılması, dinin kötüye kullanılması, çocuk eğitimi, geçim sıkıntısı gibi konular işlerler. Hikayeler genel olarak gözleme dayalıdır. Hikayenin toplum üzerinde işlevi olması gerektiği düşünülür.

Cumhuriyet Döneminde Hikaye (1940-1960)
Bu dönemde hikayede farklı eğilimler vardır. Bireyin iç dünyasına yönelen, toplumcu gerçekçi, milli ve dini duyarlılık olan modern hikayeler yazılır. Bireyin psikolojisini anlatan eserler olay örgüsünü insana özgü bir gerçeklik içinde anlatır.  Bu dönemde tüm halk kesimlerinin yaşadığı sorunlar anlatılmıştır. İlk kez işçi, Anadolu köyü ve köy sorunları, büyük şehre göçün doğurduğu sıkıntılar edebiyata girmiştir. Dünya savaşlarının insanlar üzerindeki yıkıcı etkisi de edebiyatı etkilemiştir. İnsanlar yaşadığı dünyada acılarıyla baş başa kalarak yalnızlaşmıştır. Bu yüzden bu insanların durumunu anlatma ihtiyacı doğmuştur. Modernist yazarlar gerçekten, düşten, bilinç ve bilinçaltından birere tutam alarak hikayesini oluşturur. Yazarlar insanı karmaşık bir varlık olarak sunar ve bireysellik ve kozmik yalnızlık anlatılır.

2 KONU - Cümlenin Ögeleri 
Bir duygu, düşünce ya da durumu anlatan kelime gruplarına cümle adı verilir. Cümleler temel ve yardımcı ögelerden meydana gelir.

Temel Ögeler

Yüklem: kip ve kişi bildirerek yargıyı ortaya koyan unsurdur. Yüklemler tek başına cümle olur. Diğer tüm ögeler yüklemi tamamlar. Yüksemsiz cümle olmaz. Bir cümlede yüklem yargıyı tamamlayan kelime ya da kelime grubudur. Bu yargı fiil ya da isim soylu bir kelime grubu olabilir. Mesela “Ali bize geldi.” (Geldi yargı bildirdiği için yüklemdir.)

Özne: Yüklemde belirtilen yargıyı yapan ya da oluş içinde bulunan ögedir. Yükleme “kim?, ne?” soruları sorularak bulunur. İşi yapan yazıyorsa gerçek özne, belli ama yazmıyorsa gizli özne, işi yapan belli değilse sözde özne olur. Mesela “Ali bize geldi.” (-Kim geldi? –Ali)

Yardımcı Ögeler

Belirtili Nesne: Yükleme “neyi?, kimi?” soruları sorulur. İsmin i halini alır. Bu yüzden i,ı,u,ü ekiyle biter. Mesela “Ali bizi buldu.” (-Kimi buldu? – Bizi)

Belirtisiz Nesne: Yükleme “ne?” sorusu sorulur. Öznede de aynı soru olduğu için önce özne bulunur daha sonra belirtisiz nesne bulunur. Mesela “Ali kitap okudu.” (-Ali ne okudu? –kitap)

Yer Tamlayıcısı: Yüklemin yerini bildirir. İsmin e, de, den hal eklerini alır. Yükleme “kime?, kimde?, kimden?, neye?, neyde?, neyden?, nereye?, nerede?, nereden?” soruları sorulur. Mesela “Ali çantasını evden aldı.” (-Nereden aldı? –Evden)

Zarf Tümleci: Yüklemi yer, zaman, durum, yön ve soru yönünden bildirir. Yükleme “nasıl? , ne zaman?, ne kadar?, nereye?, ne ile?, kim ile?, ne için?, kim için?” soruları sorulur. Mesela “Ali dün gece eve geldi.” ( -Ne zaman geldi? – Dün gece)

Eğer yön bildiren sözcükler ek almazsa zarf tümleci, e,a ekini alırsa yer tamlayıcısı olur. Mesela “ileri” sözcüğü zarf, “ileriye” sözcüğü yer tamlayıcısıdır.

ÜNİTE 3 - ŞİİR 

1 KONU - ŞİİR Tanzimat Döneminde Şiir

Bu dönemde şiir konuları değişmiştir. Teknik bakımdan divan şiiri devam etmiştir. Parça bütünlüğü yerini konu bütünlüğüne bırakmıştır. Şairler aruzun yanında heceyi de kullanmaya çalışmıştır. Tanzimat dönemi iki aşamada incelenir:
  • Tanzimat şiirinin ilk döneminde sosyal sorunlar, ikinci döneminde ise bireysel duygular işlenmiştir.

  • Birinci dönemde dil sade, ,ikinci dönemde ağırdır.

  • Birinci dönemde şairler özgürlük, asalet, millet, vatan konularını, ikinci dönemde ise bireysel konuları işlemişlerdir.

  • Birinci dönemde divan şiiri eleştirilmiştir, ikinci dönem ise divan gibi şiirde estetiğe önem verilmiştir.

Serveti Fünün Döneminde Şiir
Recaizade Mahmut Ekrem öncülüğünde Serveti Fünun dergisi çıkarılmıştır. Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk makalesi yüzünden kapatılmıştır. Şiir ağır ve kapalı bir dille yazılır. Fransız etkisiyle yeni imgeler, tamlamalar şiire girmiştir. Konular romantik bir açıdan ele alınmıştır. Şiirin konusu günlük basit olaylar olmuştur. Bu dönemde şiir dili yazı diline yakınlaşmaya başlamıştır. Şiirde ahenge önem verilmiştir. Fransız edebiyatındaki sone, terzarima gibi biçimler şiire girmiş, şiirde parnasizm ve sembolizm kullanılmıştır.

Saf Şiir Anlayışı
Bu anlayış şiirde dili her şeyden üstün tutan sembolist bir estetikten doğar. Valery, Mallerme gibi şairler geliştirmiştir. Türk edebiyatında ise Ahmet Haşim ve Yahya Kemal öncüleridir. Bu anlayışın özellikleri şunlardır:
  • İdeolojilerin baskın olduğu dönemde şiiri fikirden kurtarmaya çalışmışlardır.

  • Ölüm, aşk, yalnızlık, metafizik, tabiat sevgisi gibi insanlığı ilgilendiren temalar işlenmiştir.

  • Şiirde musikiden yararlanarak estetik ön planda tutulmuştur.

  • Sanat için sanat anlayışıyla yazılmıştır.

  • İmge ve çağrışıma dayalı bir dil kullanılır.

  • Mükemmeliyetçilik ön plana çıkmıştır.

  • İdeolojiler dışarıda bırakılarak estetik haz uyandıracak şiirler yazılmaya çalışılmıştır.

  • Milli edebiyat döneminde sadeleşen dil benimsenmiştir.

  • Sembolist şairlerden etkilenme vardır.

  • Şiirde ahenk ön plana çıkar.

  • Hece ölçüsü modern şiire yaklaştırılmıştır.

  • Şiiri anlaşılmak için değil hissedilme için yazmışlardır.

Milli Edebiyat Döneminde Şiir
Bu dönemdeki şairler şiiri sanatçıya ait şahsi bir estetik haz vasıtası olarak gördüler. Yeni lisan adlı makaleyle dil anlayışı ve hece ölçüsüyle Fecriati anlayışından farklılaşmıştır. Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul sade dil ve heceyle yazdı. Yahya Kemal ve Ahmet Haşim saf şiir anlayışıyla yazdı. Bu dönemin genel özellikleri şu şekildedir:
  • Toplum için sanat anlayışı benimsenir.

  • İstanbul Türkçesi esas alınarak sade bir Türkçeye yer verildi.

  • Halk şiiri kayna olarak benimsenerek hece ölçüsü kullanıldı.

  • Milli kültür ve milli tarihle ilgili konulardan esinlenerek milliyetçi şiirler yazıldı.

  • Duygudan ziyade fikrin ön planda olduğu didaktik şiirler yazıldı.

  • Şiirde imgelere yer verilmedi.

  • Tam ve zengin kafiyeye ek olarak yarım kafiye de kullanıldı.

Cumhuriyet Döneminde Şiir
Beş hececiler Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında milli şiir anlayışıyla yazdılar. Bu yüzden sade bir Türkçe ve hece ölçüsü kullandılar. Cumhuriyet dönemi kahramanlık duygularını öne çıkaran temalar, lirizm yüklü bir söyleyiş ortaya çıktı. Destansı söyleyişle nutuk havasında şiirler yazıldı. Anadolu ve Anadolu insanı şiirin içine girmiştir. Biçim ve içerik bakımından büyük değişiklikler yapıldı. Bu dönemde birçok şiir topluluğu ve şiir anlayışı ortaya çıktı. Serbest nazım, toplumcu şiir öne çıkmıştır. Daha sonra ikinci yeni ile toplumcu şiir hız kazanmıştır.

Beş Hececiler
Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon ve Yusuf Ziya Ortaç tarafından başlatılan halka doğru hareketi yurt güzelliklerinden ve yerli hayattan seçtiği konuları işlemiştir. Hece ölçüsü ve arı bir Türkçeyle eserler verildi. Dönemin yöneticileri tarafından ulusal coşkuyu arttıracak şiirler için şairler teşvik edilmiştir. Memleket sevgisi, yurt güzelliği, kahramanlık ve yiğitlik şiirde işlenmiştir.

ÜNİTE 4 - MAKALE

1 KONU - Makale 

Bir konuda bilgi vermek, bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir tezi kanıtlamak ya da bir düşünceyi savunmak için yazılan ve temel ögesi fikir olan yazılardır. Temel nokta ise düşünce olan öğretici yazılardır. Bu yüzden yazarlar bilimsel bir üslup kullanmalıdır. Bunun yanında açık, anlaşılır, ciddi bir dile yer vermelidir. Herhangi bir konuda görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler ve inandırıcı veriler kullanarak anlatırlar. Makaleler giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Dil, edebiyat, sosyoloji gibi bilim ve tıp gibi bilime dayalı birçok konuda ortaya çıkarılabilir.

Türk Edebiyatında Makale
Türk edebiyatında makale türünün ilk örnekleri Tanzimat döneminde ortaya çıkar. İlk makale Şinasi tarafından çıkarılan ve ilk özel gazete olarak kabul edilen Tercüman-ı Ahval gazetesinde yayımlanan Tercüman-ı Ahval Mukaddimesidir. Tanzimat dönemi ve daha sonraki dönemlerde yazılan makaleler eleştiri-polemik karışımı ürünlerdir. Bu yüzden günümüz makale türünden uzaktır. Bizde gerçek halini Cumhuriyet döneminde bulmuştur.

2 KONU - YAZMA Kaynak Taraması: Araştırmaya dayanan metin yazma sürecinin ilk aşaması kütüphane ya da Genel Ağ taramasıdır. Araştırma konusu sınırlandırılır ve kaynak taraması buna göre yapılır. Makale türünde yapılacak araştırmalarda kaynaklar Genel Ağ’dan araştırılarak kaynak taraması yapılır. Buradan araştırma yaparken kaynakların güvenilir olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü internete bu konuda bilgisiz kişiler de yazı ekleyebilir. Bu yüzden kaynakları olan yazılar tercih edilmelidir. Kütüphane araştırması sırasında da kataloglar önceden taranarak ilgili kitaplar listelenir. İlk etapta genel bilgi veren ansiklopedilere ve güncel yayınlara bakılır.

Kaynak Gösterme: kaynaklar ya metin içinde ya da metin sonunda sorgulanır. Alıntılar doğrudan aktarılıyorsa tırnak içinde gösterilir. Bu yöntemde alıntı yapılan ifade sonuna numara yazılır. Sayfa sonunda ana metinden ayrılan bir çizginin altında verilir. Metinde yer alan numara buraya yazılarak kaynağın künyesine yer verilir. Dipnotlar numara sırasına göre devam eder.

2 KONU - SÖZLÜ İLETİŞİM :Münazara Biçim yönünden açık oturuma benzeyen tartışmadır. Daha çok okullarda kullanılır. Bir tez olumlu ve olumsuz yönleriyle savunulur. Önemli olan doğruyu çıkarmak değil tezi yanlış olsa da en iyi şekilde savunmaktır. Bir tezi iki yönden görme, düşünceyi çürütme vardır. Münazarada iki taraf bulunur ve her ekip bir temsilci seçer.  Temsilciler buluşarak münazaranın konusunu, tarihini, nerede yapılacağını, jüri üyelerini kararlaştırır. Buna ek olarak konuşma süreleri belirlenir.

Münazarada Jürinin Görevleri
Puanlama suretiyle münazarayı değerlendirecek jüri tarafsız olmalıdır. Jüri daha önce belirlenen her bir nitelik için 100 puan üzerinden bir değerlendirme yapar. Jüri başkan seçer, konuşmaları ve puanlama türünü başkan münazara ekibine bildirir. Münazara şu noktalara göre değerlendirilir:
  • Münazaradaki konuşmaları

  • Ekiplerin konuya yaklaşımları

  • Konuşmacıların hazırlıkları

  • Konuşma yöntemleri

  • Dinleyicileri etkileyip etkilemedikleri

  • Konuşmacıların anlatım özellikleri

  • İnandırma ve savunma güçleri

  • Jest ve mimikler

  • Diksiyonları
ÜNİTE 4 - SOHBET

1 KONU - FIKRA Cumhuriyet Döneminde Sohbet

Bir konuda derinleşmeden bilgi veren, yazarın kendi düşünce ve görüşlerini okura aktarmayı sağlayan, konuşma tarzındaki yazılara sohbet adı verilir. Yazar karşılıklı konuşma havası içinde düşüncesini okuyucuyu sıkmadan anlatır. Sohbet metinleri giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden meydana gelir. Okurun ilgisini çeken günlük olaylar konu edinir. Makaleden üslup yönüyle ayrılır. Senli benli bir anlatım vardır. Okuyucuya verilecek düşünceler kısaca, derli toplu şekilde fıkra, halk deyimi ve atasözü kullanarak verilir. Okura vereceği düşünceyi kolaylaştırmak için soru sorar ve cevaplar.

Fıkra (Köşe Yazısı)
Gazete ve dergilerin belirli sütunlarında yayımlanan, güncel, siyasal ve toplumsal sorunları anlatan, bu sorunları ayrıntı vermeden işleyen, başlıklı, imzalı yazılara fıkra adı verilir. Genel olarak bir günlük ömrü olan fıkralarda yalın ve yoğun bir anlatım vardır. Ele alınan konu girişte ele verilerek gelişmede açıklanır. Açıklama içinde kanıtlama, doğrulama gibi bir zorunluluk yoktur. Toplumsal, siyasal, kültürel gerçekleri ortaya dökmek, bu sayede kamuoyu oluşturmak ve okuru yönlendirmek amaçlanır. Gerektiğinde nükteli sözler kullanılabilir. Fıkralarda yazar kendi görüşlerini ortaya koyar ve günlük konuşma diliyle yazar.

Cumhuriyet Öncesi Dönemde Fıkra
Fıkra Türk edebiyatında gazetecilikle birlikte ortaya çıkmıştır. Belli sayılarda çıkarılan gazetelerde günlük olaylar haber niteliğinde sunulur. Daha sonra olaylar fikir yazılarına döndü. Böylece fıkra yazarlığı başlı başına bir tür olmayı başardı. İlk resmi gazete Takvim-i Vakayi güncel haberlerin paylaşıldığı bir araçtı. Bizde fıkra yazarlığı Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılan ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval ile başladı. Bu dönemde yazı türleri arasında bir ayrım yapılmadı ve güncel olaylarla ilgili fikir yazıları makale şeklinde okura sunuldu.