You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Seçmeli Biyoloji 2 (Biyoloji 6) Ders Özeti

Seçmeli Biyoloji 2 (Biyoloji 6) Ders Özeti

Admin
Seçmeli Biyoloji 2 (Biyoloji 6) Ders Özeti
ÜNİTE 1 - İNSAN FİZYOLOJİSİ

1 KONU - SOLUNUM SİSTEMİ1.5.1 Solunum Sistemindeki Organların Yapısı ve İşleyişi
Tüm canlılarda gerçekleştirilen solunumun asıl amacı hücre içerisinde gerçekleşecek olan solunum olayları için gerekli olan oksijeni dış ortamdan alarak, solunum sonucunda oluşacak olan karbondioksiti dışarı atmaktır. Oksijenin dışarıdan alınarak karbondioksit verilmesine soluk alışverişi adı verilir. Oksijenin akciğerlere girerek, karbondioksitin akciğerlerden atılması solunum sistemi tarafından gerçekleştirilir.

  1. Solunum Sistemini Oluşturan Organlar
İnsanlarda solunum olayını gerçekleştiren solunum sisteminde burun, gırtlak, yutak, soluk borusu ve akciğerler bulunmaktadır. Bu organların ortak çalışmasıyla nefes alışverişi gerçekleşir.

[Resim: Biyoloji-6.jpg]

  1. Burun
Burunda bulunan delikler sayesinde havanın içeri alınması sağlanır. Alınan hava burun tarafından ısıtılır ve içerisinde bulunan mukus sayesinde hava nemlendirilir. Bu sayede hava içerisinde bulunan yabancı maddeler de tutulur.

  1. Yutak ve Gırtlak
İnsan vücudunda ağız ve burun olmak üzere ki farklı boşluk vardır ve bu boşluklarının birleştiği kısma yutak adı verilir. Yutak sayesinde besinler yemek borusuna, hava ise soluk borusuna geçer. Hava yutaktan sonra ses tellerin de bulunduğu gırtlağa geçer. Gırtlak kapağı adı verilen yapı sayesinde besinlerin yemek borusuna geçmesi sırasında soluk borusu kapanır.

  1. Soluk Borusu
Alınan hava gırtlaktan sonra soluk borusuna geçerek bronşlara iletilir. Soluk borusu içerisinde yer alan mukus tabakası sayesinde burundan geçebilen yabancı maddelerin akciğerlere ulaşması engellenir. Ayrılan yabancı maddeler tek yönlü olan yukarı hareket ile mukusla birlikte dışarı atılır.

  1. Akciğerler
Diyafram kasının üzerinde ve göğüs boşluğunda yer alan organlara akciğer adı verilir. Sol tarafta bulunan akciğerin altında kalp bulunduğundan iki adet bölmeye sahipken, sağ akciğer üç bölmeye sahiptir. Soluk borusunun akciğere giren kısmı bronş adı verilen iki adet kola ayrılır. Bronşlar ise akciğer içerisinde bronşçuk adı verilen kollara ayrılmaktadır.

  1. Soluk Alıp Verme Mekanizması
Yetişkin yaştaki insanlar bir dakika içerisinde yaklaşık 12 ile 18 arasında soluk alıp vermektedir. Egzersiz gibi enerjiye daha çok ihtiyaç duyulan zamanlarda bu sayı artar. Soluk alıp verme sırasında kaburgalar arasındaki kaslar ve diyafram kasılıp gevşeyerek akciğerlerin şişmesini ya da boşalmasını sağlamaktadır.

1.5.2. Alveollerden Dokulara ve Dokulardan Alveollere Gaz Taşınması

Omurgalı ve omurgasız tüm canlılarda bulunan hemoglobin pigmenti kan sayesinde oksijen taşınmasını sağlar. Bu pigment içerisinde demir bağlayıcı özelliğine sahip hem adı verilen moleküller vardır. Bunlar sayesinde oksijenler kan yardımıyla vücut içerisinde taşınır.
[Resim: Biyoloji-6-1.jpg]

  1. Oksijen Taşınması
Alvoeller içerisine giren havada bulunan oksijen difüzyon yöntemi ile akciğer içerisindeki kılcallara geçer. Daha sonra alyuvar içerisinde bulunan hemoglobinlere bağlanır ve oksihemoglobinleri oluşturur. Diğer dokularda oksijen oranı düşük olduğundan oksijenler hemoglobinden ayrılarak dokulara geçer.

  1. Karbondioksit Taşınması
Alvollerden doku hücrelerine oksijen geçmesi sonucu hücre solunumda kullanılır ve açığa karbondioksit çıkar. Bu karbondioksitler de dokulardan alvollere taşınarak dışarıya atılır. Kanda CO2 molekülleri çözünmüş, bikarbonat ve karbominohemoglobin şeklinde olmak üzere üç farklı yöntemle taşınmaktadır.

1.5.3. Solunum Sistemi Rahatsızlıkları

  1. Pnömoni (Akciğer İltihabı, Zatürre)
Akciğerlerde yer alan alvoellerin enfeksiyon veya iltihaplanması sonucunda akciğer içerisinde kan ile sıvı toplanması hastalığına verilen addır. İki farklı bakteri çeşidi bu hastalığa sebep olmaktadır. Öksürük, ateş, üşüme ve soluk alıp vermede güçlük yaşama gibi belirtileri vardır.

  1. Tüberküloz (Verem)
İnsan vücuduna giren bazı bakteri çeşitleri farklı organlara yerleşerek verem adı verilen hastalığa sebep olmaktadır. Bu hastalık öksürük yoluyla yayılarak diğer insanlara bulaşma özelliğine sahiptir.

  1. Astım
Oksijenin vücuda girmesini sağlayan hava yollarının daralmasına neden iltihapların sebep olduğu hastalıktır. Nefes almada ciddi problemlere yol açan astımda; polen, sigara dumanı ve kirli hava nedeniyle krizler oluşabilir.

  1. Kronik Obstrüktif (Engelleyici) Akciğer Hastalığı (KOAH)
Sigara, toz ve zehirli gazların vücuda alınması sonucunda akciğerlerde iltihapların oluşmasına KOAH adı verilir. Akciğerler daha erken yaşlanarak hastalığa sahip kişilerin oldukça zor nefes almasına neden olur.

  1. Akciğer Kanseri
Akciğer hücrelerinin normalden farklı bir hale gelmesi ve çoğu kanser hastalığındaki gibi kontrolsüz çoğalmasına verilen addır. Bu hastalık çevrede bulunan dokulara ya da diğer organlara yayılabilir.

  1. Gırtlak Kanseri
Genellikle ses telleri etrafında görülen gırtlak kanseri çok sık görülen bir kanser çeşididir. Daha çok erkeklerde görülen bu hastalığın başlıca sebebi sigaradır.

2 KONU - ÜRİNER SİSTEM 

1.6.1 Üriner Sistemdeki Organların Yapısı ve İşleyişi

Canlı vücudunda gerçekleşen yaşamsal faaliyetler sonucunda oluşan atıkların vücuttan uzaklaştırmasını Üriner (Boşaltım) Sistemi sağlamaktadır. Bu sistem böbrekler, mesane, üreter ve üretra adı verilen bölümlerden oluşmaktadır. Boşaltım sayesinde vücut dengesi sağlanır ve zararlı olan atıklar dışarıya atılır.

  1. Böbreklerin Yapısı
İnsan vücudunda karın boşluğunun arka tarafında, omurganın iki yanında ve bel hizasında bulunan organa böbrek adı verilir. Üzerlerinde bulunan yağ tabakası sayesinde sıcak ve soğuktan korunur. İnsan böbreği; korteks (kabuk), nefron, medulla (öz bölgesi) ve pelvis (havuzcuk) adı verilen dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerin planlı çalışması ile vücutta bulunan üre, ürik asit ve amonyak gibi zararlı atıklar dışarıya atılır.

  1. Nefronlarda Süzülme, Geri Emilim ve Salgılama Mekanizması
Böbreklerin asıl boşaltım birimi olarak bilinen nefronlarda geri emilme, süzülme ve salgılama olmak üzere üç aşama sonucunda idrar oluşmaktadır. Bu idrar vücutta bulunan zararlı atıkların bulunduğu sıvıdır.

  1. Süzülme (Filtrasyon)
Getirici atardamarlar sayesinde getirilen kanın sahip olduğu yüksek basınç sebebiyle zardan geçebilecek büyüklükte olanların Bowman kapsülüne geçmesi olayına süzülme adı verilir. Bu süzülme difüzyon sayesinde gerçekleşir ve günlük atılan idrar miktarı bu olayın hızına göre değişir.

  1. Geri Emilme
İdrar oluşumu olayında ikinci sırada gerçekleşen geri emilme olayında süzülme sırasında dışarıda kalan maddeler tekrar emilir ve dolaşıma katılır. Bu geri emilim maddelerin sahip olduğu derişime bağlı olarak osmoz, difüzyon ya da aktif taşıma ile gerçekleştirilir.

  1. Salgılama
İnsan vücudunda bulunan bazı atık maddelerin kandan atılarak kılcal damarlardan nefron kanallarına iletilmesine salgılama adı verilir. İdrarlar oluştuktan sonra havuzcuk bölgesine iletilir. Buradan da üreterler yardımıyla idrar kesesine iletilir. Burada biriken idrar ise üretra ile dışarı atılır.

  1. Böbreklerin Alyuvar Üretimine Etkisi
Böbrekler kan süzme görevinin yanında alyuvar üretimini sağlayan EPO adındaki hormonu da salgılamaktadır. Kanda bulunan alyuvar miktarının azalması ya da kansızlık durumlarında daha fazla salgılanmaktadır. Böbrek yetmezliği hastalığına sahip olan kişiler aynı zamanda kansızlık(anemi) adı verilen hastalığa da yakalanabilir.

1.6.2. Homeostasinin Sağlanmasında Böbreklerin Rolü
Canlı vücudunda gerçekleşen bazı değişimler sonucunda vücut içerisindeki dengenin korunmasına homeostazi adı verilir. Boşaltım sistemi de diğer sistemlerle beraber bu işlemde görev almaktadır. Vücut içerisinde yer alan atıklar dışarıya atılarak hücre içi denge sağlanır.

1.6.3. Üriner Sistem Rahatsızlıkları

  1. Böbrek Taşı
Böbreğin genellikle havuzcuk bölümünde oluşan ve kalsiyum içeren taşlara böbrek taşı adı verilir. İdrar yollarında aşağı doğru ilerlediği durumlarda şiddetli ağrılara ve tahribat durumlarında ise idrarda kan görülmesine yol açar.

  1. Böbrek Yetmezliği
Böbreklerin geçici ya da kalıcı olarak işlevini yitirmesine böbrek yetmezliği adı verilir. Vücut içerisinde yer alan atıkların dışarı atılmaması sonucunda idrar miktarı oldukça azalır. Vücutta ödem oluşur ve diyaliz işlemi yapılması gerekir. Böbrek nakli ile kalıcı olarak çözülebilir.

3.İdrar Yolu Enfeksiyonu
Genel olarak idrar yolundan mesaneye kadar olan bölgede bazı bakteriler tarafından meydana getirilen enfeksiyona verilen addır. Bu hastalıkta tanı koymak, mikropların türüne ve altta yatan diğer hastalıklara göre değişmektedir.

1.6.4. Üriner Sistemin Korunması
Gün içerisinde yeteri kadar sıvı alınmaması sonucunda böbreklerde taş oluşabilir. Sigara ve alkol kullanımı, fazla tuz kullanımı gibi alışkanlıklar böbreklere zarar vermektedir. Boğazlarda oluşan enfeksiyonlar tedavi edilmediğinde ise böbrek iltihaplarına neden olmaktadır.

3 KONU - ÜREME SİSTEMİ

1.7.1. Üreme Sistemindeki Organların Yapısı ve İşleyişi

Canlıların nesillerini sürdürebilmek amacıyla genetik olarak kendine benzeyen canlı oluşturmasına üreme adı verilir. Tüm canlılar üreme yeteneğine sahiptir. İnsanlarda eşey hücreleri olan yumurta ve sperm birleşerek yeni bir canlıyı meydana getirir.

  1. Dişi Üreme Sistemi
Dişi üreme sistemi sayesinde üreme için gerekli olan yumurta üretilir. Sperm ile döllenme sonrasında embriyonun gelişmesi için gerekli ortam sağlanır. Tüm bu işlemleri gerçekleştiren birçok organ bulunmaktadır. Bunlardan bazıları ise şunlardır:

  1. Yumurtalıklar (Ovaryum)
Kadın vücudunun ön tarafında ve karın boşluğunun hemen altı iki adet yer alan organa yumurtalık adı verilir. Burada kadın hormonlarının ve yumurtanın üretimi sağlanır. Yumurtaların beslenmesi ve korunması da yine yumurtalık sayesinde gerçekleşir.

  1. Yumurtalık Tüpleri (Yumartalık Kanalları, Fallop Tüpleri)
Yumurtalık ile döl yatağı arasında bulunan kanala yumurtalık tüpleri adı verilir. Yumurtalıkta üretilen yumurtaların kanala alınmasını sağlar. Döllenme burada gerçekleşir ve 3-5 gün sonra rahime ulaştırılır.

  1. Döl Yatağı (Uterus, Rahim)
İdrar kesesinin tam arkasında ve karın bölgesinin alt tarafında bulunan armut şeklindeki yapıya rahim adı verilir. Döllenme sonrası oluşan embriyonun doğuma kadar gelişimi burada gerçekleşir. Embriyonun 2-4 haftadan sonra ihtiyacı olan besinler plesantadan karşılanır.

  1. Rahim Ağzı (Döl Yatağı Ağzı, Serviks)
Vajina bölgesini döl yatağına bağlayan bölmeye rahim ağzı adı verilir. Vajinanın ise idrar kanalı ile bağlantısı yoktur, üreme ve idrar işlemleri ayrı kanallar üzerinden gerçekleştirilir.

  1. Vajina
Dişi üreme sisteminin dışarı ile iletişimini sağlayan bölgeye vajina adı verilir. Bu bölge sayesinde spermler vücuda alınır, döllenmemiş yumurta atılır ve doğum gerçekleştirilir.

  1. Menstrual Döngü (Âdet Döngüsü)
Dişi vücudunda yumurtanın oluşması ve hormonal değişimi belirli periyotlar şeklinde gerçekleşmektedir. Oluşan yumurtanın atılması ve diğer adet dönemi arasında yer alan 28 günlük sürece menstrual döngü adı verilir. Bu döngünün sona ermesine ise menopoz adı verilmektedir.

  1. Folikül Evresi
Ovaryumda bulunan onlarca sayıdaki yumurtalardan bir tanesinin hipofiz tarafından salgılanan FSH’nin etkisi ile olgunlaşıp döllenme yetkisine sahip olduğu evredir. Folikül içerisinde bulunan yumurtanın olgunlaşma süresi yaklaşık 10 ile 14 gün sürmektedir.

  1. Ovulasyon Evresi
Folikül adı verilen kesede oluşan yumurtanın kesenin çatlaması sonucunda dışarı atılmasına yumurtlama(ovulasyon) adı verilir. Bu olay adet döngüsünün ortasındaki zamanlara denk gelmektedir. Bu evrede sperm ile karşılaşan yumurtanın döllenme olasılığı en yüksek olduğu zamandır.

  1. Korpus Luteum Evresi
Ovulasyon evresi sırasında folikülün uyarılması sonucunda çatlayarak sarı renkteki yağ damlacıklarına dönüşmesi olayıdır. Bu olay sayesinde embriyo için hazırlık yapılmış olur.

  1. Menstruasyon Evresi
Yumurta döllenmediğinde korpus yapısı bozulur ve progesteron hormon salgısının miktarı azalır. Bu sayede döllenmemiş yumurta kanamalar halinde vajinadan atılır. Bu evre yaklaşık 4-5 gün sürmektedir.

  1. Erkek Üreme Sistemi
Erkek üreme sistemleri penis, testis ve yardımcı bezler olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır.

  1. Testisler
Erkeklerde çift şekilde bulunan testisler, skrotum adı verilen testis torbalarında bulunur ve sperm oluşumunu sağlar. Normal vücut ısısında spermler oluşamaz ve vücut ısısından daha düşük sıcaklık gerekmektedir.

  1. Erkek Üreme Sistemini Yardımcı Bezler
Seminal kesecik, cowper bezi ve prostat bezi olmak üzere erkek üreme sistemine 3 adet yardımcı bez bulunmaktadır. Bunlar seminal sıvı adı verilen salgıyı meydana getirerek spermlerin beslenmesini ve kolayca hareket etmesini sağlamaktadır.

  1. Penis
Çiftleşme ve boşaltım işlemlerinde görev alan penis üreme sisteminin sonlandığı organdır. Yardımcı bezlerin salgıladığı seminal sıvının, spermin ve idrarın dışarı atılmasını sağlar.

1.7.2. Üreme Sisteminin Sağlığının Korunması

Üreme sisteminin daha sağlıklı hale gelmesi için dengeli beslenmeli ve sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak durulmalıdır. Sigara ve alkol erkeklerde iktidarsızlığa sebep olurken, gebelik dönemlerinde tüketilmesi düşüklere ve zekâ geriliğine yol açmaktadır.

1.7.3 İnsanda Emriyonik Gelişim Süreci
Sperm ve yumurtanın dişi birey üzerinde birleşmesiyle zigot meydana gelir. Zigotun sürekli olarak mitoz bölünme geçirme sonucundan embriyo adı verilen çok hücreli canlı meydana gelir. Embriyo ise gelişerek yeni bir bireyi meydana getirir.

  1. Emriyonun Gelişim Evreleri

  2. Segmentasyon (Bölünme)
Mitoz bölünme bir canlının zigot halindeyken başlayarak ömür boyu devam eder. Zigotun embriyo oluşturma amacıyla sürekli olarak bölünmesine segmentasyon adı verilir. Bu bölünmeler sırasında hücrede büyüme meydana gelmez.

2.Gastrulasyon
Embriyo geçirdiği içe çökme olayı sonrasında endoderm ve ekzoderm olmak üzere iki tabaka halina gelir. Bu tabakalardan ayrılan bazı hücreler ise bir araya gelerek mezoderm adı verilen yapıyı oluşturur. Bu yapı gelişerek gastrula meydana gelir. Bu döngüye ise gastrulasyon adı verilir.

3.Farklılaşma ve Organogenez
Gastrula evresinin sona ermesinin ardından canlı vücudundaki doku ve organların oluşumu için gerekli olan tabakaların oluşumu tamamlanmış olur. Bu tabakalar gelişerek organ ve dokuların taslaklarını oluşturur. Hamileliğin ilk üç ayında gerçekleşen bu olaya ise organogenez adı verilir.

B.Emriyonik Zarlar ve Görevleri
Embriyonun gelişme sürecinde onu korumak, beslenmesini sağlamak, gaz alışverişi yapmak ve atık maddelerin uzaklaştırılması ile görevli zarlar bulunmaktadır.
  1. Amniyon
Embriyonun en iç kısmında bulunan ve amniyon olarak adlandırılan zar embriyoyu darbe ile sarsıntılara karşı korur. Aynı zamanda kese içerisinde bulunan sıvı sayesinde embriyonun kurumasını engeller.

  1. Vitellus Kesesi
Embriyonun gelişimi sırasında ihtiyaç duyduğu tüm besinlerin yer aldığı keseye verilen addır. İnsan ve diğer plasenta bulunduran canlılarda embriyo beslenmesini plasentadan sağladığından vitellüs miktarı daha azdır.

  1. Allantoyis
Embriyonun metabolik olaylar sonucunda oluşturduğu atıkların biriktirildiği yere allantoyis adı verilir. Plasenta bulunduran canlılarda boşaltım olayı göbek bağı ve plasenta yardımıyla gerçekleşir.

  1. Koriyon
Bu zar embriyo ve diğer örtülerini en dıştan saran koruyucu bir zardır. Allantoyis ile birlikte embriyonun gaz alışverişinde rol oynar. Koriyon, döl yatağı adı verilen bölgeye doğru uzanarak plasentanın da yapısını katılır.

1.7.4. Hamilelikte Bebeğin Gelişimini Olumsuz Etkileyen Faktörler
Hamilelik sürecinde bilinçsiz olarak kullanılan antibiyotik ve diğer kimyasal ilaçlar embriyonun gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu yüzden doktor kontrolü haricinde kesinlikle ilaç kullanılmamalıdır. Gebelik sırasında sigara ve alkol kullanımı düşük tehlikesi veya bebeğin beyinsel gelişimini olumsuz olarak etkiler. Hamile bayanların sigara ve alkolden uzak durması gerekir. Ayrıca sigara kullanılan ortamlarda da bulunmaması tavsiye edilir.

ÜNİTE 2 

2.1.1 Komünitenin Yapısına Etki Eden Faktörler
Belirli bir alan içerisinde karşılıklı olarak olumlu ya da olumsuz ilişkiler içerisinde yaşayan canlıların oluşturduğu topluluklara komünite adı verilir. Bir göl içerisinde yaşayan bitkiler, canlı vücudunda yaşayan mikroorganizmalar ve omurgalı, omurgasız canlıların oluşturduğu birliktelikler örnek olarak gösterilebilir.

2.1.2. Komünitede Tür İçi ve Türler Arasındaki Rekabet
Aynı komünite içerisinde yaşayan canlıların beslenme, üreme ve barınma gibi ihtiyaçlar için yarışmasına rekabet adı verilir. Bu yarışan canılar aynı türe ait olduğunda tür içi rekabet, farklı türe ait canlılar olduğunda ise türler arası rekabet olarak adlandırılır.

2.1.3. Komünitede Türler Arasındaki Simbiyotik İlişkiler
Bir komünite içerisinde farklı şekilde beslenen canlılar bulunur. Kendi besinlerini üreten canlılara üretici, besinleri dışarıdan almak zorunda olan canlılara ise tüketici adı verilir.

  1. Mutualizm
İki veya daha fazla tür canlının karşılıklı yarar sağlayarak yaşamasına verilen addır. Bu canlılar birlikte yaşadıklarında yarar görürken, ayrıldıklarında iki canlı da zarar görmektedir.

  1. Kommensalizm
Bu birlikte yaşam türünde bir canlı yarar görürken, diğer canlı yarar veya zarar görmemektedir. Bu yaşam türüne verilecek en iyi örnek köpek balığı ve etrafında gezen Ekenays nokrates adındaki balıklardır.

  1. Parazitizm
Bu yaşam çeşidi bir canlı yarar sağlarken diğer canlı zarar görmektedir. Bir canlının üzerinde yaşayarak ondan faydalanan canlıya parazit, zarar gören diğer canlıya ise konak adı verilir.

  1. Amensalizm
Çoğunlukla bitkilerde görülen bu yaşam şeklinde canlılardan birisi zarar görürken diğer canlı etkilenmemektedir. Örnek olarak ceviz ağaçlarının dibinde yaşayan juglon adı verilen maddeler ceviz ağacının büyümesini engellemektedir.

2.1.4. Komünitelerde Süksesyon
Bir bölgede yaşayan canlıların uzun zaman içerisinde yerini tamamen farklı canlılara bırakmasına süksesyon adı verilir. Bölgelerin çoğunda baskın tür adı verilen türler bulunur ve zamanla diğer canlıların yerine geçer.

2 KONU - 2.2.1 Popülasyon Dinamiğine Etki Eden Faktörler
Belirli bir zaman içerisinde belli bir yerde yaşayan, çiftleşebilme özelliklerine sahip olan ve aynı türe ait olan canlıların oluşturduğu topluluğa popülasyon adı verilir. Her popülasyonun kendine ait büyüklüğü, birey sayısı, yoğunluğu ve yaş dağılımı vardır.

  1. Popülasyonun Yoğunluğu
Birim hacim ya da alan içerisinde bulunan birey sayısı o popülasyonun yoğunluğunu belirlemektedir. Suda yaşayan canlıların için suyun hacmi baz alınırken, karada yaşayan canlılarda yaşadıkları parçanın alanı baz alınmaktadır.

  1. Popülasyonun Dağılımı
Popülasyonun dağılımı içerisinde yaşayan canlıların etkileşimini etkileyen en önemli faktördür. Bireylerin popülasyon olarak kaplandığı alandaki yerleşim şekli olarak da düşünülebilir.

  1. Kümeli Dağılım
Bir popülasyon içerisinde bulunan canlıların grup ya da sürü oluşturarak hayatlarını sürdürdüğü ve en sık görülen dağılım şeklidir. Toprakta mineralin fazla olduğu yerde bitkiler grup oluştururken, kurt ve çakal gibi hayvanlar sürü oluşturur.

  1. Düzenli Dağılım
Bu dağılım şeklinde popülasyonda bulunan canlılar arasında mesafe hemen hemen aynıdır. Bu sayede bireyler arasında bulunan etkileşim oldukça fazladır. Bazı bitkiler güneş ışığından en iyi şekilde yararlanmak amacıyla düzenli dağılım gösterirler.

  1. Rastgele Dağılım
Popülasyon türlerinde en seyrek olarak görülen yerleşim şekli rastgele dağılımdır. Bu tür popülasyonlarda etkileşim yok denecek kadar azdır. Örnek olarak papatya ve karahindiba adındaki bitkiler bahar aylarında bu şekilde dağılır.

  1. Popülasyonların Yaş Dağılımları
Bir popülasyonda yaşayan canlılar üreme öncesi, üreme dönemi ve üreme sonrası olmak üzere üç farklı yaş grubunda incelenir. Uzun yaşayan canlılarda üreme öncesi dönem 0-15 yaş arası olarak kabul edilirken, 15 yıldan daha az yaşayan canlılarda üreme öncesi dönem 1-12 yaş olarak kabul edilir. 12 yaşından büyük olan canlılar da üreme sonrası döneme aittir.

  1. Popülasyonun Büyüklüğü
Bir popülasyonun büyüklüğü hesaplanırken, bireylerin yaş aralıklarına göre hayatta kalma durumları takip edilir. Bu verilerle hayat tabloları oluşturulur. Popülasyon içerisindeki birey sayısı doğum ve iç göç gibi nedenlerle artarken; ölüm ve dışa göç gibi sebeplerle azalmaktadır. Birey sayısının artması o popülasyonun büyüdüğünü gösterirken, birey sayısının azalması o popülasyonda küçülme meydana geldiğini belirler. Popülasyon içerisindeki yaşama şansını ve üremesini sınırlayan tüm dirençlere çevre direnci adı verilir.